Ahmet Akgündüz ve Mehmet Ali Kaya gibi bazı Nur talebesi Hocalarımız ve kardeşlerimiz, Bediüzzaman Hazretleri”nin Birinci Şua”da Hz. Mehdi (as) ve talebelerinin dönemi olarak haber verdiği “bundan bir asır sonra” ifadesinin 1977 yılını kast ettiğini iddia ediyorlar. Bu yanlış iddia bir çok internet sitesinde de yer alıyor. OYSA BU İDDİA DOĞRU DEĞİLDİR! Üstadımız, “Bundan bir asır sonra” dediğinde 1977 yılından değil 2010 yılından bahsetmektedir.

Mehmet Ali Kaya”nın doğru olmayan iddiası:

Bediüzzaman 1877″de Mevlana Halid”in şakirtleri, bir asır sonra da Mehdi”nin şakirtleri mücadele edecek buyurmuş. O zaman 1977 yılında kimin şakirtleri var? Bediüzzaman Said Nursi”nin… (Asırların Rehberleri Mücedditler ve Kıyamet alametleri, Deccal-Mehdi, sf. 239)

Ahmet Akgündüz”ün 4 şubat 2012 tarihli “Hutbe-i Şamiye Ekseninde, İslam Birliği ve Küresel Barış” toplantısındaki konuşmasında dile getirdiği doğru olmayan iddialar:

Ben bir misal vereyim açık Sikke-i Tasdik-i Gaybi”yi okuyun. 33. ayeti açıklarken çok açık diyor ki, eğer bu mim şeddeli sayılmazsa, Bediüzzaman”ın cümlesi, benim değil “Bundan bir asır sonra”… 1293″te Osmanlı”ya karşı bütün Avrupa Hristiyan güçleri birleştiği zaman Osmanlı”yı ayakta tutuan bir değer var o da Halidi Bağdadi Hazretleri. Biliyorsunuz 12. asrın müceddidi. Şimdi bu önemli bir noktadır… Diyor ki “1293 harbinde İslamın söndürülmesi faaliyetlerine karşı Risale-i Nur şakirdleri yerine, Mevlana Halidi Bağdadi ve talebeleri vazife yapmıştır.” Hemen bir cümle sonra, yani böyle konuşması lazım… Devamı çok manidardır. Diyor ki; “Eğer mim şeddeli sayılırsa bundan”, yani 1293″ten, “100 sene sonra”, yani 1393, burası önemli 2000 yılından önceki yıllardır. Çok ilginçtir, “Hz. Mehdi (as)”ın şakirdleri bu vazifeyi yapacak” diyor.

Ahmet Akgündüz ve Mehmet Ali Kaya gibi “bundan bir asır sonra” sözünün 1977 yılını haber verdiğini düşünen Nur talebesi kardeşlerimiz yanılmaktadır. Çünkü Üstadımız bu sözünde Tevbe Suresi”nin 32. ayetinin ebced değerinin haber verdiği farklı tarihlerden bahsetmektedir, FAKAT BUNLARIN HİBÇİRİ 1977 YILINA İŞARET ETMEMEKTEDİR. Üstadımız bu sözünde 3 farklı ebced hesaplamasından bahsetmektedir:

Üstad Hazretleri”nin 1. hesaplama yöntemi:

ŞEDDELİ LAMLAR BİR, ŞEDDELİ MİM İKİ SAYILDIĞINDA – HİCRİ 1324 – Miladi 1906

Üstad Hazretleri”nin 2. hesaplama yöntemi:

ŞEDDELİ LAMLAR BİR, ŞEDDELİ MİM BİR SAYILDIĞINDA – HİCRİ 1284 – Miladi 1867

Üstad Hazretleri”nin 3. hesaplama yöntemi:

Üstadımız “Bundan Bir Asır Sonra” derken verdiği ebced hesaplamasında ise, şeddeli lam”lar ve şeddeli mim”in ikişer sayılmasını söylemekte, yani “ŞEDDELİ LAM”LARI VE ŞEDDELİ MİM”İ İKİŞER KEZ SAYIN, İKİŞER KEZ SAYDIĞINIZDA ORTAYA ÇIKAN TARİHTEN BİR ASIR SONRA (100 YIL SONRA) HZ. MEHDİ VE TALEBELERİ GÖREVDE OLACAKTIR” demektedir. Üstadımız”ın dediği gibi şeddeli lam”lar ve şeddeli mim ikişer kez sayıldığında ise ayetin bu bölümünün ebced değeri Miladi 1910″u vermektedir. Dolayısıyla Bediüzzaman Hazretleri 1910″dan bir asır sonrasından yani Miladi 2010″dan bahsetmektedir.

Bediüzzaman Hazretleri”nin bu konuyla ilgili sözü şu şekildedir:

Allah”ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. Allah ise nûrunu tamamlamaktan başka birşeye râzı olmaz. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar. (Tevbe Sûresi, 32) ayetindeki “ALLAH”IN NÛRUNU ÜFLEMEKLE SÖNDÜRMEK İSTERLER. ALLAH İSE NÛRUNU TAMAMLAMAKTAN BAŞKA BİRŞEYE RÂZI OLMAZ.” cümlesi  kuvvetli ve letafetli münasebeti mâneviyesiyle beraber şeddeli  (lam)”lar, birer  (lam) ve şeddeli  (mim) asıl kelimeden olduğundan, iki  (mim) sayılmak cihetiyle 1324 ederek ….

Eğer şeddeli  (mim) dahi şeddeli “  (lam) lar gibi bir sayılsao vakit 1284 eder. O tarihte Avrupa kâfirleri devlet-i İslâmiyenin nurunu söndürmeğe niyet ederek on sene sonra Rusları tahrik edip Rus”un doksan üç muharebe-i meş”umesiyle (uğursuz, kötü savaşıyla) âlem-i İslâm”ın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde ettiler. ŞİMDİ HATIRA GELDİ Kİ, EĞER ŞEDDELİ “  (lam) LAR VE  (mim) İKİŞER SAYILSA, BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDÎNİN ŞAKİRTLERİ OLABİLİR. HER NE İSE… BU NURLU ÂYETİN ÇOK NURANÎ NÜKTELERİ VAR. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.131, 132)

Üstadımız Tevbe Suresi”nin 32. ayetinin şu bölümünün ebced hesabını yapmıştır:

ALLAH”IN NURUNU ÜFLEMEKLE SÖNDÜRMEK İSTERLER. ALLAH İSE NURUNU TAMAMLAMAKTAN BAŞKA BİR ŞEYE RAZI OLMAZ.

Ayetin bu bölümünün Arapçası ise şu şekildedir:

Yurîdûne en yutfîû nûrallâhi bi efvâhihim ve ye”ballâhu illâ en yutimme nûrahu…

Ayetin bu bölümünde lam ve mim geçen kelimeler şunlardır:

LAM”LAR:

“Allahi”

“Allahu”

“illa”

MİM:

“yutimmu”

Görüldüğü gibi Üstadımız, “şimdi hatıra geldi ki” diyerek, YUKARIDA VERDİĞİ HESAPLAMALARDAN FARKLI BİR HESAPTAN DAHA BAHSETMEKTEDİR. Diğer hesaplamalardan farklı olarak üçüncü hesaplama yönteminde; ebced hesabında çıkan tarihten BİR ASIR yani 100 YIL sonrasına işaret etmektedir. YANİ DAHA ÖNCE VERDİĞİ TARİHLERDEN DEĞİL, BU YENİ YAPTIĞI HESAPLA ÇIKAN TARİHTEN 100 YIL SONRASINDAN BAHSETMEKTEDİR. Ebced hesabında çıkan tarihten BİR ASIR sonrasındaki tarihte ise Hz. Mehdi (as) ve talebelerinin zalimleri ve zalim sistemleri mağlup edeceklerini söylemektedir.

Şimdi bu hesabı inceleyelim:

… ŞİMDİ HATIRA GELDİ Kİ, EĞER ŞEDDELİ “ (lam)LAR VE (mim) İKİŞER SAYILSA, BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDÎNİN ŞAKİRTLERİ OLABİLİR. HER NE İSE… BU NURLU ÂYETİN ÇOK NURANÎ NÜKTELERİ VAR. Bir damla su denizin varlığına işaret eder sırrıyla kısa kestik. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.131, 132)

Ağızlarıyla Allah”ın nurunu söndürmek istiyorlar… Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.

Yuriydune

en

yutfiuu

nura

Allahi

biefvahihim

ve

280

  51

107

256

96

140

6

ye”ba

Allahu

illa

en

yutimme

nurahu

14

96

62

51

490

261

= 1910

Görüldüğü gibi Üstadımız”ın söylediği şekilde şeddeli lam”lar ve şeddeli mim ikişer kez sayıldığında ayetin bu bölümünün ebced değeri 1910 etmektedir.

1910 100=2010

Üstadımız “Bundan” diyerek hangi hesaptan bahsetmektedir?

– Şeddeli lam”ların ve şeddeli mim”in ikişer sayılmasıyla çıkan tarihten.

Şeddeli lam”lar ve şeddeli mim”in ikişer sayılması durumunda ortaya çıkan tarih nedir?

– 1910.

1910″dan bir asır sonrası kaç etmektedir?

– 2010

Açıkça görülmektedir ki Üstadımız bu sözünde 2010 yıllarında Hz. Mehdi (as)”ın bizzat başında bulunarak, talebeleriyle birlikte, zalimleri ve zalim ideolojileri manen yok edecek bir çalışma içinde olacağını söylemektedir. Yani Bediüzzaman Hazretleri”ne göre 2010″larda Hz. Mehdi (as) zuhur etmiş olacak ve talebeleri ile birlikte Allah”ın izniyle, materyalizm, Darwinizm, komünizm gibi zalim ve kanlı ideolojileri kökten etkisiz kılacak yoğun bir çalışma içinde olacaklardır. Dolayısıyla bazı Nur talebesi kardeşlerimizin ifade ettiği; “1977 yılında Mehdi (as)”ın talebeleri küfrü etkisiz hale getirdi” açıklaması tamamen yanlış olup Sevgili Üstadımız”ın Risale-i Nur”daki gerçek görüşünü kesinlikle yansıtmamaktadır.

Kardeşlerimizin bir diğer yanılgısı da “küfrün son bulduğu” iddiasıdır

“Bundan bir asır sonra” ifadesinin 1977 tarihine işaret ettiğini söyleyen bazı Nur talebelerinin bir diğer önemli yanlış yorumu da o tarihlerde küfrün son bulduğu iddiasıdır. Örneğin Baki Çimiç “Bir asır sonra gelecek o zat” başlıklı yazısında bu yanlış yorumu şöyle ifade etmektedir:

İşte tâ 1877″de İstanbul”a 13 km kala bir asır öncesinde bir önceki müceddid olan Hz. Mevlana Halid (ks) ve talebeleri Rus”un o meş”um zulümatını durdurup dağıtmış ve bu tarihten tam bir asır sonraki dinsizlik zulümatını ise Hazret-i Mehdi”nin şakirtleri hem de 13 vekil kala dağıtmış ve durdurmuştur.(http://www.risaletalimhaber.com/haber/254-bir-asir-sonra-gelecek-o-zt.html)

OYSA NE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ DÖNEMİNDE NE DE 1977″DE VEKİLLERİ DÖNEMİNDE KÜFÜR SON BULMAMIŞTIR.

Bediüzzaman Hazretleri, ahir zamanda ilk önce Darwinist ve materyalist ideolojilerin gittikçe güç kazanacağını, bunlardan kaynaklanan fitnelerin sürekli şiddetleneceğini, terörün ve anarşinin dünyayı yakıp kavuracağını, ancak tüm belaların Hicri 1400″lerde Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) vesilesiyle tam anlamıyla etkisiz hale getirileceğini söylemiştir.

Canımız Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri kendi devrinde çok zor koşullar altında iman hakikatlerini anlatarak dinsizliğe karşı etkili bir fikri mücadele yapmış, ancak inkarcılığın tam olarak son bulmasına vesile olmamıştır.

Bediüzzaman Said Nursi

Darwınizm ve materyalizm önce kuvvet bularak gelişecek

Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden (materyalizm, Darwinizm”den) tevellüd eden (doğan) bir cereyan-ı Nemrudane (isyankar bir cereyan), GİTTİKÇE ÂHİR ZAMANDA FELSEFE-İ MADDİYE VASITASIYLA (materyalist felsefe vesilesiyle) İNTİŞAR EDEREK (YAYILARAK) KUVVET BULUP, uluhiyeti (Allah”ın varlığını) inkâr edecek bir dereceye gelir. (Mektubat s. 57)
Maddiyyunluk manevi taundur (ateist, materyalist ve Darwinist felsefeler bulaşıcı bir veba hastalığıdır) ki, beşere şu müthiş sıtmayı tutturdu, gazab-ı İlahiye çarptırdı. TELKİN VE TENKİD KABİLİYETİ best online casino TEVESSÜ ETTİKÇE (GELİŞTİKÇE), O TAUN DA (MATERYALİZM, DARWİNİZM VE ATEİZM HASTALIĞI) TEVESSÜ EDER (GELİŞİR).(Mektubat, s. 513)

Daha sonra Hz. Mehdi (as), Darwınist ve materyalist fitneyi fikren tam susturacaktır

Birincisi: FEN VE FELSEFENİN tasallutiyle (etkisiyle) ve MADDİYYUN VE TABİİYYUN TAUNU, (materyalizm, Darwinizm ve ateizm hastalığı) beşer içine intişar etmesiyle (insanlar arasında yayılmasıyla), her şeyden evvel FELSEFEYİ VE MADDİYYUN FİKRİNİ (materyalizm, Darwinizm ve ateizm gibi Allah”ı inkar eden dinsiz akımları) TAM SUSTURACAK TARZDA imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak)… (Emirdağ Lahikası, s. 259)

Süfyaniyet önce gittikçe yayılacak, sonra Hz. Mehdi (as)”ın şahsı vesilesiyle bu fitneler tamamen son bulacak

Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek ÂL-İ BEYTTEN MUHAMMED MEHDİ İSMİNDE BİR ZÂT-I NURANÎ (HZ. MEHDİ (AS)), O SÜFYAN”IN ŞAHS-I MANEVÎSİ OLAN CEREYAN-I MÜNAFIKANEYİ (MANEN) ÖLDÜRÜP DAĞITACAKTIR. (Mektubat, sf. 56-57)

Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)”ın ilmi mücadeleri neticesinde deccaliyet tamamen yok olacaktır

Hem âlem-i insaniyette (insanlık aleminde) inkâr-ı uluhiyet niyetiyle (Allah”ın varlığını inkar etmek niyetiyle – Allah”ı tenzih ederiz-) medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden (insanlığın kutsal değerlerini bozan) Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm”ın din-i hakikîsini (gerçek Hristiyanlığı) İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve “Müslüman İsevîleri” ünvanına lâyık bir cem”iyet, o Deccal komitesini, HAZRET-İ İSA ALEYHİSSELÂM”IN RİYASETİ ALTINDA (HZ. İSA (AS)”IN BİZZAT LİDERLİĞİ ALTINDA) (MANEN) ÖLDÜRECEK VE DAĞITACAK; BEŞERİ, İNKÂR-I ULUHIYETTEN (ALLAH”I İNKAR ETMEKTEN) KURTARACAK. (Mektubat, s. 441)

Ahir zamanın fesadının en yaygın olan döneminde gelen Hz. Mehdi (as) hakim, yani dünyaya adaleti getiren insan olacak

AHİR ZAMANIN EN BÜYÜK FESADI ZAMANINDA (fitnelerin en yoğun olduğu dönemde), elbette en büyük bir müçtehid  hem en büyük bir müceddid, hem HAKİM (ADALETİ SAĞLAYAN), hem MEHDİ hem mürşid hem kutb-u azam olarak  BİR ZAT-I NURANİYİ (nurlu bir zatı, yani Hz. Mehdi (as)”ı) GÖNDERECEK ve  O ZAT (Hz. Mehdi (as)) da, EHL-İ BEYT-İ NEBEVİDEN (Peygamberimiz (sav)”in soyundan) OLACAKTIR. Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel-arz alemini (yer ile gök arasındaki alemini) bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder (dindirir) ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini (örneğini) ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden KADİR-İ ZÜLCELAL (herşeye muktedir olan Yüce Allah) HZ. MEHDİ İLE DE, ALEM-İ İSLAM”IN (İslam aleminin) ZULÜMATINI (zulüm devrini, karanlığını) DAĞITABİLİR. VE VA”DETMİŞTİR VAADİNİ ELBETTE YAPACAKTIR.(Mektubat, s. 411-412)

Hz. Mehdi (as) tüm dünyada adaletin tam hakim olmasına vesile olacak

… Başkumandanları olan “BÜYÜK MEHDİ”NİN KEMAL-İ ADALETİNİ (Hz. Mehdi (as)”ın yüce adaletini) VE HAKKANİYETİNİ (haktan ve doğruluktan ayrılmayışını, doğruluğunu) DÜNYAYA GÖSTERMELERİ gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların  (cemiyet hayatına ait kuralların)  muktezasıdır (gereğidir). (Şualar, Beşinci Şua, On Dokuzuncu Mesele, s. 456)

Üstadımız”ın vefatından sonra yaşanan savaşlar, çatışmalar ve ayaklanmaların bazıları

1960-1989 arası yaşanan çatışma ve savaş sayısı 111″dir.

2. Dünya Savaşı sonrasında 2000″e kadar iç çatışmalar ve savaşlarda ÖLEN İNSAN SAYISI RESMİ RAKAMLARA GÖRE 41 MİLYON”dur.

BUNLARDAN BAZILARI:

1962 Endonezya- Malezya çatışmaları

1965 Çad İç Savaşı

1966″da Guetamala İç Savaşı

1967- Arap İsrail savaşları başladı – hala 3 milyon Filistinli mülteci olarak yaşıyor

1967 Kamboçya İç Savaşı

1971 Hindistan-Pakistan Savaşı

1974 Angola İç Savaşı

1975 Lübnan İç Savaşı

1977 Libya- Mısır Savaşı

1979 Afganistan”ın İşgali

1980 İran – Irak Savaşı

1979 Nikaragua İç Savaşı

1980 Salvador İç Savaşı

1982 Lübnan Savaşı

1983 Sudan İç Savaşı

1987 Filistin Birinci İntifada

1989 ABD”nin Panama İşgali

1990 Ruanda İç Savaşı

1992 Bosna Savaşı

1993 Birinci Irak Savaşı

1998 Kosova Savaşı

1999 Çeçenistan”ın işgali

2000 ABD”nin Afganistan İşgali

2001 ABD”nin Irak İşgali

Üstadımız”ın vefatından sonra İslam aleminde devam eden küfrün belası

Doğu Türkistan yaklaşık 35 milyon şehit

Filistin”de halen 3.5 milyon Müslüman vatanından sürgün olarak yaşıyor, tüm Filistin toprakları kontrol noktalarıyla kuşatılmış durumda, milyonlarca insan adeta bir açık hava hapisanesinde hayatına devam ediyor.

Bosna”da 350 bin kişi şehit edildi, her yer toplu mezarlarla doldu. 2 milyon kişi yurdunu terk etti.

Çeçenistan savaş sırasında iki yıl içinde Çeçenistan nüfusunun dörtte üçü şehit oldu.

Irak”ta 2003″den bu yana 1 milyon 200 bin insan hayatını kaybetti. 4,5 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Afganistan”da, Amerikan işgalinin sadece ilk dört ayında 20 bin sivil hayatını kaybetti, toplam rakamın 2 milyon olduğu tahmin ediliyor.

Tayland”a bağlı özerk bir bölge olan Patani”de günde ortalama 7 veya 8 Patanili Tayland askerleri tarafından şehit edilmektedir. Şu anda halen 30 bin kişi toplama kamplarında tutulmaktadır.

Myanmar nüfusunun yaklaşık ”ini oluşturan Müslümanların yaklaşık 100 bini hayatını kaybetmiştir.

Görüldüğü gibi bazı Nur talebesi kardeşlerimizin “küfür son buldu, deccaliyet tamamen etkisiz hale geldi” iddiaları gerçekleri yansıtmamaktadır Eğer kardeşlerimizin söylediği gibi “dinsizlik zulümatı durdurulmuş ve dağıtılmışsa” dünyanın bugün içinde bulunduğu durum nedir? Darwinist ve materyalist ideolojiler bir çok ülkede hakim konumdadır. İslam aleminin dört bir yanında kan akmakta, dünyanın pek çok bölgesinde çatışmalar devam etmektedir. Küfrün son bulması diye bir şey söz konusu olmadığı gibi, Üstadımız”ın söylediği şekilde küfür gittikçe tırmanmıştır. Allah”ın izniyle yine Üstadımız”ın müjdelediği gibi, “ahir zamanın en büyük fesadı zamanında” yani içinde bulunduğumuz yüzyılda Hz. Mehdi (as) vesilesiyle tüm bu fitneler son bulacak, tüm dünyaya barış ve adalet hakim olacaktır.

savaşlar

Pakistan

Afganistan

savaşlar

Doğu Türkistan

Bosna

Bosna

Kosova

Doğu Türkistan

savaşlar

Irak

Afganistan

Gazze

savaşlar

Arakan

Görüldüğü gibi ne Üstadımız döneminde ne de vekilleri döneminde küfrün son bulması diye bir şey söz konusu olmamıştır. Tam tersine zulüm gittikçe yayılıp güçlenmiştir. Şimdi, ahir zamanın bu en büyük fesadı zamanında zulümleri Mehdi (as), Allah”ın izniyle, bitirecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir