Bazı Nur talebelerinin Mehdiyet konusunda savundukları yanlış bilgilerden biri de, Peygamberimiz (sav)”in hadis-i şerifinde Bediüzzaman Hazretleri”nden bizzat ismiyle bahsettiği ve Mehdi (as)”ın sakalsız olacağını söylediği iddiasıdır.

 

Mehmet Ali Kaya”nın Hz. Mehdi (as)”ın sakalsız olacağı yönündeki yanlış yorumu:

“Mehdi”nin sakallı olacağı doğrudur; ama AHİR ZAMANDA GELECEK OLAN “MEHDİ-İ AZAMIN” SAKALLI OLACAĞI KESİN DEĞİLDİR… Ancak “Mehdi-i Azam” ve “Deccal ve Süfyan”a” karşı mücadele eden “Zat-ı Nurani” hakkında farklı hadisler vardır ki özel olarak O”na işaret etmektedir. Bu hadislerden en önemlisi “Said fitnelerden uzak duran kişidir. Fitnelere maruz kalır da sabreder. Ona müjdeler olsun, onu bu hale düşürenlere de yazıklar olsun” (Fethu”l-Kebîr, 1:315; Hilyetu”l-Evliya”dan naklen Ramuzu”l-Hadis, 105; Feyzü”l-Kadir, 2:377 Hadis No: 2081) hadisidir. Bu hadiste geçen “Vâhâ” (FEVAHEN) kelimesini İslam bilginleri “yüzü açık ve sakalı yok” manasına geldiğini söylerler. Ramuz”da bu konuda açıklamalar vardır. Bu hadisin izahı ve kaynakları (Şaban Döğen, Mehdi ve Deccal, Gençlik Yayınları, 2001, s. 158) bu kitapta da vardır.” (Asırların Rehberleri Mücedditler, sf. 263)

Mehmet Ali Kaya”nın hadis-i şerifi yanlış tercümesi:

“Peygamberimiz (asm), “İnne”s-Saide limen cünnibe”l-fiten. İnne”s-Saide limen cünnibe”l-fiten. İnne”s-Saide limen cünnibe”l-fiten. Fe-vahen sümme vaha” yani “Said, fitnelere maruz kalan ve korunan kimsedir. Fitnelere maruz kalır da sabreder. O, SAKALSIZ VE ZAYIF ADAM.” buyurarak Mehdi”nin şahsını tarif etmiştir.” (Asırların Rehberleri Mücedditler, sf. 225)

Sorularla Risale sitesinin hadisle ilgili verdiği doğru olmayan bilgiler:

“Şüphe yok ki said (bahtiyar) fitnelerden uzak kalandır {Resûl-ü Ekrem (a.s.m.), bu cümleyi üç defa tekrarlamıştır.} Fakat fitnelere mübtelâ olur ve sabreder. Ona müjdeler, onu o hale düşürenlere de yazıklar olsun.” Bu hadiste geçen, üç defa tekrar edilen ve yukarda “müjdeler olsun” diye mânâlandırılan “fevâhen” kelimesinin değişik mânâları, Alleme Aliyyü”l-Karî”nin Mirkatü”l-Mefatih”inde, Rumuz ve Levamî”de izah edilmektedir.Rumuz”un kenarında “fevâhen” kelimesine “el-vehyü”, yani “sakalı tıraş edilmiş” mânâsının da verildiği görülmektedir. Tezkire-i Kurtubî”de de aynı mânâya yer verilir. (http://www.sorularlarisale.com/printarticle.php?id=17321)

MEHMET ALİ KAYA VE DİĞER BAZI NUR TALEBELERİNİN BU HADİSLE İLGİLİ 2 TEMEL YANILGISIVARDIR:

1.            HADİSTE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ”NİN İSMİNDEN VE ŞAHSINDAN DEĞİL, FİTNE DÖNEMİNDE MÜSLÜMANLARIN TAMAMININ NASIL DAVRANMASI GEREKTİĞİNDEN BAHSEDİLMEKTEDİR.

2.            BU HADİSTE HZ. MEHDİ (AS)”IN SAKALIYLA İLGİLİ HİÇBİR BİLGİ BULUNMAMAKTADIR. DOLAYISIYLA BU HADİSE DAYANARAK MEHDİ (AS)”IN SAKALSIZ OLACAĞINI İDDİA ETMEK YANLIŞTIR.

Tüm İslam alemi bilmektedir ki, Mehdi (as)”ın en önemli fiziki alametlerinden biri sakallı olmasıdır. Hadislerde Hz. Mehdi (as)”ın sakallı olacağı bildirilmiş, hatta sakalının renginden şekline kadar konuyla ilgili çok kapsamlı bilgi verilmiştir. Peygamberimiz (sav)”in hadiste Bediüzzaman Hazretleri”nin ismini müjdelediği de doğru değildir. Söz konusu hadis, sahih hadis kitabı Kütüb-ü Sitte”nin “Fitneler, hevalar ve ihtilaflar bölümü”nde, “Fitnede Sabır” başlığı altında yer almaktadır. Ve bu kardeşlerimizin iddia ettiği gibi Bediüzzaman Hazretleri”ne değil, tüm Müslümanlara hitap eden bir hadistir. Hadiste Mehdi (as)”ın sakalıyla ilgili bir konudan ise HİÇ BAHSEDİLMEMEKTEDİR!

Süneni Ebu Davud hadis kitabı

“HZ. MEHDİ (AS)”IN SAKALI OLMAYACAĞI” İDDİASINA SÖZDE DELİL GÖSTERİLEN HADİS, “SÜNEN-İ EBU DAVUD” HADİS KİTABINDA ŞU ŞEKİLDE GEÇMEKTEDİR:

Mikdad b. el Esved (ra) şöyle demiştir: Allah”a yemin ederim ki Resulullah (sav)”i şöyle söylerken işittim: “Şüphesiz Mesud kişi fitnelerden uzak kalandır. Şüphesiz Mesud kişi fitnelerden uzak kalandır. Şüphesiz Mesud kişi fitnelerden uzak kalan, bir belaya uğradığında sabredendir. (Fitneye katılana) vah yazık!” [Ebu Davud, Fiten 2, (4263).]

EBU DAVUD”UN HADİS AÇIKLAMASI:

Hadis-i şerif fitnelerden uzak kalan, fitneye veya bir belaya düçar olup da sabreden kişinin mesud olduğunu beyan etmektedir. Tabi bu saadet aslında ahiret saadetidir. Ama bu durumdaki kişi, aynı zamanda dünyada da mesuddur.

HADİSİN ARAPÇASI ŞU ŞEKİLDEDİR:

“İnne”s-saide lemen cünnibe”l-fiten. İnne”s-saide lemen cünnibe”l-fiten. İnne”s-saide lemen cünnibe”l-fiten. Fe-vahen…”

İNNE”S-SAİDE-LEMEN = SAİD OLAN, BAHTİYAR OLAN, MUTLU OLAN O KİMSEDİR Kİ

Hadisin başındaki “bahtiyar odur ki – innessaide lemen” ifadesi “bahtiyar olan, said olan, mutlu olan o kimsedir ki” anlamındadır ve ismi “SAİD” olan bir kimseden değil, “fitne zamanında hangi tavırda bulunan kişinin mutlu, yani said olacağı”ndan bahsedilmektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) bu hadis-i şerifte, Müslümanlara fitneden kaçınma, fitneye iştirak etmeme ve sabırlı olma tavsiyesinde bulunmakta ve böyle davranan kişiyi övmektedir. Dolayısıyla burada Said Nursi Hazretleri”nden bahsedildiği iddiası doğru değildir.

Birçok hadiste insan ismi geçer ama bunlar belirli bir kişiye hitaben olan hadisler değildir

Söz konusu Nur talebesi kardeşlerimiz, tüm Müslümanlara hitap olan bir hadiste geçen “Said” kelimesinin Bediüzzaman Hazretleri”nin ismi olarak hadiste yer aldığını iddia etmektedir. Bu, hem mantık dışı hem de samimiyetten uzak bir açıklamadır. Peygamberimiz (sav)”in çok sayıda hadisinde insan ismi olarak kullanılan kelimeler defalarca geçmektedir. Ama hiç kimse “burada halim kelimesi geçiyor o zaman filanca şahıstan bahsedildi”, “hadiste kamil ifadesi var ismi Kamil olan şu zata işaret ediliyor” iddiasında bulunmamaktadır. Nasıl ki hadislerde geçen, “kerim, kerem, salih, kamil, halim, veli” gibi kelimeler bir şahsa işaret etmiyorsa bu hadiste geçen “said” kelimesi de Bediüzzaman Hazretleri”ne işaret etmemektedir.

HADİSLERDEN BAZI ÖRNEKLER:

Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “HALİM olan zelle sahibidir, hakim olan tecrübe sahibidir.” Tirmizi, Birr 86, (2034)

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Allah Teala hazretleri şöyle ferman buyurdu: “Kim benim VELİ kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim.” Buhari, Rikak 38

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Mü”minler arasında imancaKAMİL olan, ahlakça en güzel olandır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.” Tirmizi, Rad 11, (1162); Ebu Davud, Sünnet 16, (4682)

“…Yarabbi, o kişi, senden başka ilah olmayıp sadece senin ilah olduğuna, Muhammed”in senin kulun ve elçin olduğuna şehadet ederdi, sen onu (bizden) daha iyi bilirsin. Ey Allahım, eğer o MUHSİN ise ona yapacağın ihsanı artır….” Muvatta, Cenaiz 17, (228)

Hiçbir Arapça ve İslami kaynakta, “fe-vahen ve el vehyu” kelimelerinin anlamı “sakalsız” değildir

Hadisin sonunda yer alan “Fe-vahen” ifadesi Mehmet Ali Kaya ve bazı Nur talebeleri tarafından, “yüzü açık ve sakalı yok” anlamında kullanılmaktadır. Oysa hadiste geçen FE-VAHEN kelimesi, hem mana olarak hem de konu akışı olarak böyle bir anlam taşımamaktadır.

Süneni Ebu Davud hadis kitabı

SÜNEN-İ DAVUD”DA “FE-VAHEN” KELİMESİ AÇIKLANIRKEN SAKAL İFADESİNDEN HİÇBİR ŞEKİLDE BAHSEDİLMEZ:

Ebu Davud”un “fe-vahen” ifadesini açıklaması

Hadisin sonundaki “yazık vah vah” diye tercüme ettiğimiz, lam kelimesi iki manada kullanılır:

1.            Keder ve üzüntü anında ya da bir fırsat kaçtığında söylenir. Tehassür ifade eder. Tercemede bu mana esas alınmıştır. Tabii o zaman mananın düzgün anlaşılması için, bir takdir yapılması gerekir. Bu takdir de parantez içinde işaret edilmiştir.

2.            Hayret anında ve bir şey güzel bulunduğu zaman söylenen bir kelimedir. Teaccüb ifade eder. Bazı alimler, bu manayı verebilmek için mim kelimesinin başındaki “Lam” harfinin kesreli okunması gerektiğini söylerler. Bu izaha göre son cümlenin, “Bir fitneye düçar olup da sabreden kişi ne iyidir” şeklinde anlaşılması gerekir.

Avnü”l Mabud müellifi mim başındaki “Lam” harfini fetha okumanın da  kelimesini teaccüb manasında almaya engel teşkil etmeyeceğini söyler.

RAMUZ-EL HADİS”TE SAYFANIN KENARINDA “EL VEHYU” KELİMESİNİN FARKLI ANLAMLARININ YER ALMASININ, HADİSLE HİÇBİR BAĞLANTISI YOKTUR

Ramuz-el Hadis”te söz konusu hadisin yanında yer alan şerhte, hadiste geçen VAHEN kelimesinin DEĞİL, bu kelimenin de kökünü oluşturan olan “V-H-Y” FİİLİNDEN TÜREYEN DİĞER KELİME VE FİİLLERİN KULLANIMLARI hakkında bilgi verilmektedir.

V-H-Y (vehâ okunur) kök fiili esas olarak “yırtılmak, ayrılmak, sökülmek, yarılmak, parçalanmak, delinmek” gibi anlamlara gelir.

Bu anlamla bağlantılı olarak “veha essehab – bulut yırtıldı” dendiğinde şiddetli yağmur yağması, “vehiyye” dendiğinde (kesilecek olduğu için) kurbanlık deve anlaşılır. Bu şerhte ise kelimenin 9 farklı anlamına yer verilmiştir. Bu anlamlar arasında; “yarık, parça, delik, elbisede delik olması, elbisenin ipinin sarkması, su kabının bağının sarkması, şiddetli yağmur, ahmak, ahmaklık yapan insan, sakalı düşmüş, inci, kurbanlık deve (veya zayıf deve)” gibi anlamlar bulunmaktadır. VE BU ANLAMLARIN HİÇBİRİNİN SÖZ KONUSU HADİSLE BİR BAĞLANTISI YOKTUR. Hadiste yer alan “vahen” ifadesini gerçek ve orijinal anlamıyla kullanmayıp, konuyla hiçbir ilgisi olmadığı halde “v-h-y” kökünden türeyen birbirinden farklı tanım ve terimlerden rastgele herhangi birini seçerek kullanmak elbette samimi bir tutum değildir. Eğer bu şekilde bir uygulama yapılacaksa o zaman kelimenin “ŞİDDETLİ YAĞMUR, İNCİ, KURBANLIK DEVE, DELİK, AHMAK” gibi diğer anlamlarını KULLANMAMAK İÇİN HİÇBİR SEBEP YOKTUR. Ancak hem Arapça dilbilgisi hem hadisin anlamı hem konunun akışı BÖYLE BİR UYGULAMAYI İMKANSIZ KILMIŞTIR.

Başta Ebu Davud olmak üzere tüm büyük İslam alimlerinin açıkladığı gibi “Vahen” kelimesi iki anlamda kullanılmaktadır. Bir; fitnelere sabreden kimsenin güzel ahlakını ve kazandığı güzel makamı vurgulamak için “ne mutlu ona” anlamında. İki; fitne zamanında sabır gösteremeyen kişinin içine düştüğü durumu ifade edebilmek için “vah vah yazık” anlamında.

Dolayısıyla, “Ramuz”el Hadis”te hadise sakalsız manası verilmiştir” ifadesi doğru bir ifade değildir. Ramuz”el Hadis”te yer alan hadisin, sakalla ve Bediüzzaman Hazretleri”nin şahsıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

Ramuz El Ehadis

el veyhu kelimesinin anlamları

Hadisin Ramuz”el Hadis”te Yer Alan Tercümesi

Hadisin Ramuz”el Hadis”te Yer Alan Arapçası

SAYFANIN YANINDA YER ALAN “EL  VEHYU” KELİMESİNİN FARKLI ANLAMLARI

el vehyu kelimesinin anlamları

“El-vehyu” kelimesinin bu sayfada yer alan çeşitli anlamları

1 – 

Okunuşu: Elvehyu vehy : Eşşakku ve”lharku

Eşşakku: Yarık, parça, delik

Ve: Ve

Elharku: Delik, parça, yarık

2 – 

Elbisede vehy vardır denilir. Yani yarık, yırtık, delik vardır ve ip sakmaktadır

Okunuşu: Yukalu fis”sevbi vehyun  ey şakkun/ şakka ve raha”lhablu

Yukalu: Denilir

fis”sevbi: Elbisede

vehyun: vehy vardır

ey: yani

şakkun / şakka: (şak vardır) yarık, delik, parça. / yarıldı, delindi, parçalandı

ve: ve

raha”lhablu: İp sarktı

3 – 

Bağı (ipi) sarktığı zaman kırbaya “vehiyes”sikau” denilir

Okunuşu: Yukalu vehiyes”sikau iza”steraha ribatuhu

Yukalu: Denilir

“vehiyes”sikau” denir

Essikau: Kırba (Bir çeşit su kabı deriden yapılmış)

iza”sterha ribatuhu: Bağı (ipi) sarktığı zaman

4 – 

Ve şiddetli yağmur

Okunuşu: Ve şiddetu matarin

Ve: Ve

Şiddetu: Şiddetli, kuvvetli

Matarin: Yağmur

5 – 

Okunuşu: Ve ahmaku

Ve: ve

Ahmaku: Ahmak anlamına gelir

6 – 

Adam ahmaklık yaptığı zaman “vehiyer”raculu” denilir

Okunuşu: Yukalu “vehiyer”raculu” iza ahmaka

Yukalu: Denilir

“vehiyer”raculu” denilir

iza ahmaka: Ahmaklık yaptığı zaman

vehiyer”raculu : Adam ahmaklık yaptı

7 – 

Sakalın düşmesi

Okunuşu: Ve sukutul”lıhyeti

Ve: Ve

Sukut: Düşme

Ellıhyeti: Sakal

8 – 

Vehiyye, inci demektir

Okunuşu: Ve”lvehiyyetud”durru

Ve: Ve

Elvehiyyetu: vehiyye

Eddurru: İnci

9 – 

Okunuşu: Ve hedyun minel”ibili ve bimanad”daifi yazılmış.

Eğer bunun doğru yazıldığı kabul edilirse “kurbanlık deve” demektir.

Görüldüğü gibi hadisin yanındaki şerhte, HADİSTE GEÇEN VAHEN KELİMESİNİN DEĞİL, EL-VEHYU KELİMESİNİN 9 AYRI ANLAMINA YER VERİLMİŞTİR. BU ANLAMLARIN HİÇBİRİNİN HADİSTE GEÇEN MANAYLA BİR İLGİSİ YOKTUR. BU SEBEPLE HADİSTE GEÇEN VAHEN KELİMESİ YERİNE KULLANILMASI DA MÜMKÜN DEĞİLDİR.

LEVAMİ”DE HADİSİN ŞERHİNDE HERHANGİ BİR ŞEKİLDE SAKALDAN BAHSEDİLMEMEKTEDİR

Aşağıda yer alan Ahmet Ziyaeddin Nakşibendi Gümüşhanevi Hazretleri”nin Ramuz”ul Hadis”in şerhi olan aynı zamanda “Levamiü”l-ukul min şerhi ramuzi”l-ehâdîs” olarak da bilinen “Şerhu Ramuzül ehadis” adlı eserinin 1. cildinin  652. sayfasında, BÖYLE BİR İFADENİN VAR OLMADIĞI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR!

LEVAMİÜ

LEVAMİÜ”L-UKUL MİN ŞERHİ RAMUZİ”L-EHADİS

Levami”de yer alan hadisin şerhinin tercümesi

İnnes Saide (muhakkak Said) zıdduş şaki (şakinin zıddıdır). Limen cünnibe (kaçınan kişidir). Bidammil cim ve teşdidin nun (cim harfi ötreyle mim harfi şeddeyle okunur). Fiten (fitnelerden), yani baude anha ve veffega (yani fitnelerden uzak durdu ve muvaffak oldu). Liluzumi buniyyeti (yapısı gereği böyle manalandı). İnnes saide… ve kerrerehu selasen mubalağaten fi tekidil mubaadeti anha (Hadis fitnelerden çok uzak durulmasını vurgulamak için üç defa tekrar edilmiştir). Ve limen ibtela (kim belaya düşerse). Ey bi tilkel fiteni (şu fitnelere). Ve men bifethil mimi şartiyye…. (men şart edatıtır fethalı okunur….). Fe sabera (sabretti), yani fitneye düştü fakat insanların zulmüne sabretti, sıkıntılarına katlandı, nefsine uymadı). Fe vaha sümme vaha (müjdeler olsun sonra yine müjdeler olsun o kişiye). Ey isterha inanehu (yani ipi genişledi, rahatladı, rahata kavuştu).

(Başka bir hadiste saadet lafzıyla geçmiştir. Buradaki  saadet ömür boyu olan sadettir ki buda Allah”a itaatla elde edilir. Saadetli, bahtı açık kişinin ömrü ne kadar uzasa o kadar Allah”a itaatide ziyadeleşir, iyilikleri çoğalır, cennetlerdeki derecesi artar, Rahmanın rızasına yaklaşır. Fakat bunun zıttı yani şekavet/kötülükte ömür boyu Allah”a isyana sürükleyen kötülüktür, Şakinin/kötülüğe uyan kişinin ömrü ne kadar uzarsa uzasın isyanı ziyadeleşir günahı artar diye varid olmuş/rivayet edilmiştir).

Sorularla Risale sitesinin, “tezkire-i kurtubî”de de aynı mânâya yer verilir” iddiası doğru değildir!

Tezkire-i Kurtubi adlı eserde, iddia edildiği gibi sakalla ilgili hiçbir yorum veya açıklama yoktur!

Tezkire-i Kurtub

Tezkire-i Kurtubi

TEZKİRE-İ KURTUBİ”DE HADİS ŞU ŞEKİLDE AÇIKLANMIŞTIR:

Bir kimse fitneye tutulur da sabrederse, ne mutlu ona buyurmuşlardır.

Hadisin izahı: Fitne çıktığı zaman, bir kimse fitneye karışmaz, evinden dışarı çıkmaz, fitneden uzak kalırsa; en mutlu, en uğurlu, en meymenetli kimse odur. Fitneden kaçınmakla beraber bir kimse de fitneye yakalanır da, fitneciler ona eza, cefa ederler, o kimse de onların zulümlerine sabreder, ezalarına tahammül ederse, bundan hasıl olacak olan ecir o kimse için büyük seadettir. Ne mutlu öyle olan kimseye.

MİRKATÜ”L MEFATİH”DE VAHEN KELİMESİNE SAKALSIZ ANLAMI VERİLDİĞİ İDDİASI DA DOĞRU DEĞİLDİR!

Alleme Aliyyü”l-Karî”nin Mirkatü”l-Mefatih adlı eseri, Mişkatu”l Mesabih adlı eserin şerhidir. Her iki eserde de söz konusu hadis yer almaktadır, ancak hiçbirinde bazı Nur talebesi kardeşlerimizin iddia ettiği gibi bir anlam veya yorum yer almamaktadır.

Mişkatu”l Mesabih

MİŞKATU

MİŞKATU”L MESABİH

MİŞKATU”L MESABİH”DE HADİS ŞU ŞEKİLDE GEÇMEKTEDİR

Ebu Davud”da geçen: “Said fitnelerden sakınandır. Belaya düşer de sabreder, müjdeler olsun ona” hadisi şerifi burada yazılıdır. Satırın alt tarafında “vahen” kelimesinin manası şöyle şerh edilmiştir: Burada bu kelimenin manası “telehhüf” (vah, yazık, üzüntü) anlamındadır. Bazen de bu kelime “i”cab” (taaccub etme, bir şeye şaşırma) anlamında kullanılır. Ve yine satır altındaki kısımda  hadisin sahih olduğu açıklanmıştır.

MİRKATÜ”L-MEFATİH”DE İSE HADİS ŞU ŞEKİLDE ŞERH EDİLMİŞTİR

Mirkatü

Rasulullah (sav) buyurdu ki, (Said olan kişi) “limen” kelimesinin başındaki lam harfi  tekit (manayı kuvvetlendirmek) için olup “inne” kelimesinin haberidir. Cunnibe kelimesi dua amaçlı  kullanılır: “Allah”ım bizi şeytandan koru/sakındır (cennibneş-şeytan)” misalinde olduğu gibi.

“İnnes Saide limen cünnibel fiten” cümlesinin üç defa tekrar etmesinin sebebi çok çok sakının anlamında mübalağalı, tekit (manayı çokca güçlendirme)dir. Ayrıca cümlenin tekrar etmesinin sebebi, önceki fitnelerin sonraki fitnelerle irtibatlı olması anlamına gelmesi de mümkündür.

(Bu fitnelere kim düşerse sabretsin) yani eziyetlere katlansın ve şu zamanda onlarla muharebe etmesin/savaşmasın.

Allame Tıbi (rahimehullah) diyor ki: “Fevaha” savt (ünlem/hayret) bildiren bir isimdir, mastar olarak kullanılmıştır. İbni Melek “fevaha” kelimesinin “TELEHHÜF” (vah yazık, üzüntü, yerinme) anlamında olduğunu, bazen de “İ”CAB” (aciblik, taaccub, şaşılacak şey) anlamında kullanıldığını söylemiştir. “Ne güzel sabretti ,hayret, şaşılacak şey, müjdeler olsun ona” anlamına gelir. Sonuçta bunların hepsi ya telehhüf anlamındadır veya bazen de aciplik (şaşırma, hayret) bildiren kelime olarak ve yine bazen de “Teveccü” (acıma anlamına geldiği de söylenmiştir.

Yine Tıbi diyorki: “lam harfi esreyle okunursa (limen şeklinde) taaccub, şaşırma anlamına gelir. Yani mana şöyle olur: “Belaya düşer de sabreder, hayret şaşılacak bir hali var.”

Kamus”ta da “vahen” kelimesinin tenvinsiz yani “vaha” şeklinde kullanıldığında taaccub etmek, bir şeyi beğenmek anlamında olduğu ve bir de telehhüf anlamında kullanıldığı yazmaktadır.

Arapça sözlüklerde “fe-vahen” kelimesinin kökü olan “vahen” ve “el vehyu” kelimelerinin anlamı “sakalsız” değildir

EL MEVARİD
ARAPÇA- TÜRKÇE LUGAT (MEVLÜT SARI)

EL VEHYU Bir şeydeki çatlak.

VAHEN Güzel bir şeyden dolayı kullanılan hayret (taaccüb) kelimesi.

VAHEN KELİMESİ “LEHU EV BİHİ” İLE BİRLİKTE KULLANILIRSA;  AMMA DA GÜZEL NE DE HOŞ

VAHEN KELİMESİ “ALA” İLE BİRLİKTE KULLANILIRSA; YAZIK VAH VAH

Elmuncid isimli (Arapça-Arapça) sözlükte ise “vahen” ve “el-vehyu” kelimelerinin anlamları şöyle açıklanmıştır

El muncid, vahen, el veyhu kelimelerinin anlamları

EL VEHYU Bir şeydeki çatlak.

VAHEN Güzel bir şeyden dolayı kullanılan hayret (taaccüb) kelimesi. (Ne güzel, amma da güzel vb.)

Aynı zamanda kaybolan bir şey dolayısıyla kullanılan hayıflanma ifadesi. (Ah, vah gibi)

Mecmau”l Bahreyn (Arapça-Arapça) sözlükte vahen kelimesinin anlamları şöyle açıklanmıştır

Mecmau

1.   Kur”an-ı Kerim de şöyle geçer: Hakka Suresi (69. Sure 16. ayet) “… O gün düzen bozulur” Yani gerçekten bir dağılma, çözülme, zayıflama olur.

(Yine) Sulama yapanların/sakaların bir sözüne göre: (Su çıkarılacak bir yerin) delinmesi, matkapla açılması. (Bununla ilgili olarak) “Muhakkak (matkapla) delindi, deliniyor…”

Anlamı: Muhakkak o gevşemiş, salınmış, kuvvetten düşmüş (sanki) sağlam ve güçlü bir şekilde yapılmış bir yapının enkaza dönüşmesi/yıkılması (gibi.)

2.   Hadiste geçer: “Mümine vah olsun ki ahmaklık eder (ahmaktır)”: Yani tövbe edip arkasından günah işleyendir:

Dediler: Bu günahkârlık öyle ki günahı işler ve sulama yapanların durumuna getirir.

El-vâhî (su akıp gider) Öyle ki suyu tutamaz. Böylece hata eden ve yanılanlara benzer.

Er-rakî”: Ahmak”ın (anlamına gelince): O tövbe eder tövbesini tutamayarak/bozarak (bir anlamda) ahmaklık eder. Burada denilir ki: “Fare su kaplarını deliyor, yani delik açıyor.

3.   Yine burada: Koltuk altındaki tüylerini yoluyor. (Omuzları düşmüş, zayıflıktan halsiz kalmış)

Görmesi zayıflıyor/azalıyor: Aynı manada omuzları ve görmesi azalan. Hz. Ali”den nakledilen hadiste geçer. İki adamla birlikte ibaresi gelmiştir.

4.   O iki kişi üzerine yazıklar olsun ki: Kitabın tamamını terk ediyorlar. Denildi ki; bu kelimenin anlamı hayıflanmak/acımak. Bir şeyi şaşılacak bir şekilde bir yerden bir yere koymak. O ikisine o hususta yazıklar olsun.

5.   Sancı, sızı ağrı manasında cevaplandırıldı. O konuda denildi. Eğer onda hayır varsa ona vah olsun, eğer onda bir şer/kötülük varsa ona (iki kere) yazıklar ki yazıklar olsun.

6.   Hadis”te geçer: Vah sana Ebu Hafs. Burada kelime teessüf anlamındadır. Onun ortaya çıktığı mecrasına bağlıdır. Onun gibi dedi: Teessüf, esef onun aslında hemze ve vav bulunur.

AYRICA;

İbn Malik”e göre, “fevahen” ifadesi “telehhüf” (özlem duymak) anlamına gelip, hayret ve hoş karşılama manasında kullanılmıştır. Dolayısıyla burada “sabreden o kimsenin sabrı ne kadar da güzeldir” denilmektir. Sözlükte tenvinli ve tenvinsiz kullanılan bu kelime hem güzel bir şey karşısındaki hayreti hem de bir kayıptan doğan özlemi ifade eder. (Kaynak: Mecmeu”l-bahreyn, c.1, s.466)

Lisanü”l-Arab”da ise “Vahen” kelimesi telehhüf anlamına gelip, bir şey karşısında hayrete düşmek olarak açıklanır. (Kaynak: Lisanü”l-arab, c.13, s.564)

Dolayısıyla tüm bu sahih, muteber eser ve sözlükler açıkça göstermektedir ki, hadiste kullanılan “fe-vahen” ifadesinin, “sakal” anlamına geldiği, hadisin Hz. Mehdi (as)”ın sakalsız olduğunu söylediği manası yoktur.

Hadislerde Hz. Mehdi (as)”ın sakallı olacağı bildirilmiştir. Hz. Mehdi (as)”ın sakalsız olacağına dair bir tane bile hadis yoktur

Bazı Nur talebelerinin bu konuda verdiği yanlış bilgilerden biri de, “Mehdi-i Azam”ın sakallı olacağı kesin değildir” ifadesidir. Oysa Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)”ın sakalının olacağını çok net olarak haber vermiş, hatta sakalının detaylarını dahi tarif ederek bu konudaki tüm tevilleri bertaraf etmiştir. Bu hadislerden bazıları şu şekildedir:

(Hz. Mehdi (as)”ın) Sakalı bol ve sık olacaktır. (El-Kavlu”l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

(Hz. Mehdi (as)”ın) Sakalı sıktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)

… (Hz. Mehdi (as)”ın) Siyah saçlıdır. Siyah sakallıdır. (Mer”iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi”si “Feraidu Fevaidi”l Fikr Fi”l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

… (Hz. Mehdi (as)”ın) Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir. (Ukayli “En-Necmu”s-sakıb fi Beyanı Enne”l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale”t-Temam ve”l kamal”)

Hz. Mehdi (as), gür sakallı… (Mer”iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi”si “Feraidu Fevaidi”l Fikr Fi”l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

HZ. MEHDİ (AS)”IN SAKALI YANLARDA AZ, AŞAĞI TARAFI İSE UZUN OLACAKTIR

… (HZ MEHDİ (AS)) ORTA BOYLU, ESMER, MECZUM (HAFİF SAKALLI), KEVSEC (SAKALI YANLARDA AZ, AŞAĞI TARAFI UZUN OLAN); … BİR ADAM Kİ, ONA ŞUAYB BİN SALİH DENİLİR. BEYAZ ELBİSELİ, SİYAH SANCAKLI 4000 KİŞİNİN KUMANDANIDIR…**. (Fetava-i Hadîsiyye, Ebü”l-Abbas Şehabeddin Ahmed İbn Hacer el-Heytemi-41)

Peygamberimiz (sav)”in Hz. Mehdi (as) ile ilgili verdiği detaylardan biri Hz. Mehdi (as)”ın sakalı ile ilgilidir. Birçok hadiste Hz. Mehdi (as)”ın sakallı olacağını haber veren Peygamberimiz (sav) bu hadisinde de bu sakalın şekliyle ilgili detaylar bildirmiştir. Hz. Mehdi (as)”ın sakalının şekil olarak yanlardan az yani ince olarak inen, aşağı kısmı ise uzun olacak bir şekle sahip olduğunu ifade etmiştir.

Bu hadiste Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)”a Şuayb bin Salih diye hitap etmektedir. Hadisi şerh eden büyük İslam alimi Heytemi Hazretleri, Hz. Mehdi (as) için kullanılan Şuayb kelimesinin “şubecik” anlamında kullanıldığını ifade etmiş, bu ifade ile Hz. Mehdi (as)”ın çok sayıdaki inkarcılara karşı fikri mücadele verecek olan arkadaş grubunun sayısının son derece az olduğunun ifade edildiğini söylemiştir. Yine Bin Salih ifadesiyle de Hz. Mehdi (as)”ın babasının da salih bir insan olduğuna dikkat çekildiğini açıklamıştır. Peygamberimiz (sav)”in hadiste beyaz kıyafetlerine dikkat çektiği Hz. Mehdi (as) hakkında Heytemi Hazretleri yine sahih hadislere dayanarak ek bir bilgi daha sunmuş ve Hz. Mehdi (as)”ın bir adının da Harras yani Aslan olduğunu ifade etmiştir.

manzara

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah”ı tesbih eder. Mülk O”nundur, hamd (övgü) de O”nundur. O, herşeye güç yetirendir.
(Tegabün Suresi, 1)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir