Bazı Nur talebesi kardeşlerimiz “Mehdiyet dönemi 300 yıl sürecektir” diyerek, kıyametin 300 yıl sonra kopacağını iddia etmekte ve Bediüzzaman Hazretleri”nin Risale-i Nur”da hiç vermediği bir tarihten bahsetmektedir.

Örneğin Mehmet Ali Kaya Hocamız, Asırların Rehberleri Mücedditler isimli eserinde şöyle söylemektedir:

“Mehdi”den sonra kıyamete kadar geçecek döneme Mehdi dönemi denir. BU DÖNEM 300 SENE KADAR DEVAM EDER Kİ, Bediüzzaman buna, “300 sene sonra gelecek tenkidat-ı ukala mahkemesinden gelen tenkitlere yine aynı hakikatlerle cevap veririm. Ancak o zamanın libasını giydiririm” ifadeleriyle işaret eder.” (Asırların Rehberleri Mücedditler, Sf. 248)

Üstadımız”ın “300 sene sonra gelecek tenkitlere aynı hakikatlerle cevap veririm” sözü Tarihçe-i Hayat”ta geçen bir ifadesidir ve bu sözün Mehdiyetle ve kıyametin tarihiyle hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır:

Ey paşalar, zabitler! Bütün kuvvetimle derim ki:

Gazetelerde neşrettiğim umum makalâtımdaki (yazılarımı) umum hakaikde nihayet derecede musırrım (doğruluklarını ispatlarım). Şayet zaman-ı mâzi cânibinden Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletnâme-i şeriatla dâvet olunsam, neşrettiğim hakaiki aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa, o zamanın ilcaatının modasına göre bir libas giydireceğim. Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam; yine bu hakikatları, tevessü ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber taze olarak orada da göstereceğim. Demek hakikat tahavvül etmez. Hakikat hakdır. “Hak daima üstün gelir; hakka galebe edilmez.” (Keşfü”l-Hafa, 1:127, Hadis No: 362.) Millet uyanmış; mugalâta ve cerbeze ile iğfal olunsa, devam etmiyecektir. Hakikat telâkki olunan hayâlin, ömrü kısadır. Feveran eden efkâr-ı umumiye ile o aldatmalar ve muğalâtalar dağılacak ve hakikat meydana çıkacaktır, İnşaAllah. (Tarihçe-i Hayat, sf. 76)

Üstadımız burada müteşabih bir ifadeyle yazılarında yer verdiği hakikatleri savunmak için geçmişten de olsa gelecekten de olsa kendisine yönelecek tüm eleştirileri cevaplayacağını anlatmaktadır. “Asr-ı Saadet döneminden de olsa 300 yıl sonrasından da olsa yazdıklarıma itiraz gelirse, yazdıklarımı savunurum, çünkü hakikatleri yazdım” diyor. Üstadımız”ın hakikati savunmaktaki kararlılığını ifade eden bu sözünde Mehdiyetle ilgili en küçük bir yorum, uzaktan veya yakından tek bir bağlantı bile yoktur.

Bazı Nur talebesi kardeşlerimiz ise samimiyetten uzak bir yorumla Üstadımız”ın bu sözünü “Mehdiyet 300 yıl sürecek bir dönemdir” şeklinde tevil etmekte, “kıyametin kopmasına 300 sene daha var” mantığını savunmaktadır. Oysa Üstadımız”ın anlatmak istediği çok açıktır. Bir insan 10 bin yıl sonra da olsa bu sözlerimi savunacağım demiş olsa, bunun anlamı dünyanın ömrünün 10 bin yıl olduğu değildir. Ya da bir insan bin yıl sonra da bu hakikati anlatacağım demiş olsa, bu, dünyanın son bulmasına bin yıl daha var anlamı taşımaz. Sadece müteşabih bir anlatımla haklılığına olan inancını ifade etmektedir.

Bediüzzaman Hazretleri”nin kıyametle ilgili verdiği tarih hicri 1545″dir!

Üstadımız hadislerde Peygamberimiz (sav)”in dünyanın ömrüyle ilgili verdiği bilgilere, hadislerdeki ahir zaman alametlerine ve hadislerin ve ayetlerin ebced değerlerine dayanarak, kıyametin Hicri 1545″de kopacağını söylemiştir. Hicri 1506″ya kadar (yani miladi 2082″ye kadar) İslam “zahir ve aşikarane belki galibane devam edecek”, Hicri 1506″dan sonra bozulma başlayacak, Hicri 1542″ye kadar İslam gizli ve mağlubiyet içinde olacak ve Hicri 1545″de (yani Miladi 2120″de) de küfrün başına kıyamet kopacak demektedir:

“L TEZÂLÜ TÂİFETÜN MİN ÜMMETÎ.” “Ümmetimden bir taife zail olmayıp devam edecektir.” (şedde sayılır, tenvin sayılmaz) fıkrasının makam-ı cifrisi, bin beşyüz kırkiki (Hicri 1542- Miladi 2117) ederek nihayet-i  devamına îma eder. “Gaybı yalnız Allah bilir.” “ZÂHİRİNE ALE”L-HAK.” “hak üzerinde devam edecektir.” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi binbeşyüz altı (Hicri 1506- Miladi 2082) edip, bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane, belki galibane; sonra tâ kırk ikiye kadar, gizli ve mağlubiyet içindevazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın îma eder. Ve”l-ilmû indAllah; “Gerçek ilim ancak Allah Katındadır.” “HATT YE”TİY ALLAHÜ Bİ EMRİHΔ “Allah”ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar)” (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsiBİNBEŞYÜZ KIRK BEŞ (HİCRİ 1545- MİLADİ 2120) OLUP, KÂFİRİN BAŞINDA KIYAMET KOPMASINA ÎMA EDER. Lâ ya”lemu”l-ğaybe illâllah. (Gaybı Allah”tan başkası bilemez.) (Kastamonu Lahikası, sf. 26)

Görüldüğü gibi, Üstadımız kıyamet 300 sene sonra kopacak diyenlerin aksine,  Hicri 1545″de kıyametin kopacağını açık bir şekilde ve tarih vererek söylemektedir.

Üstadımız hadisin ebced hesabına göre bu tarihi verirken, Peygamberimiz (sav)”in dünyanın ömrünün 7 bin yıl olduğunu bildiren hadisine ve İslam alimlerinin ümmetin icabet ömrünün 1500 olduğuyla ilgili sözlerine göre açıklama yapmıştır.

Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
(Hicr Suresi, 85)

Onların bu yakınmaları, Biz onları biçilmiş ekin, sönmüş ocak durumuna getirinceye kadar son bulmadı.
(Enbiya Suresi, 15)

Peygamberimiz (sav)”in dünyanın ömrünün 7 bin olduğuyla ilgili hadis-i şerifleri

Peygamberimiz (sav)”den rivayet edilen dünyanın ömrü ile ilgili söz konusu sekiz hadis şöyledir:

İbni Asakir diyor ki: Ebu Said Ahmed b. Muhammed Bağdadi (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (ra)”dan O dedi ki, Resulullah (sav) buyurdu: Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için, gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişçesine  ŞU DÜNYANIN YEDİ BİN YILLIK ÖMRÜ MÜDDETİNCE SEVAP YAZAR.

İbni Abiyy diyor ki: Ebu İshak, İbrahim b. Abdullah Nebti, (aradaki ravi silsilesi ile) rivayet etti. Enes b. Malik (ra)”dan O dedi ki, Resullullah (sav) buyurdu: DÜNYANIN ÖMRÜ, AHİRET GÜNLERİNDEN YEDİ GÜNDÜR. ALLAH TEALA BUYURDU Kİ: “SENİN RABBİNİN YANINDAKİ BİRGÜN, SİZİN SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR.”

İbni Ebi Dünya, Zemmil Emel”inde diyor ki: Ali b. Said, Hamza b. Hişan”dan, O da Said b. Cubeyr”den rivayet ettiler ki, DÜNYA, AHİRET HAFTALARINDAN BİR HAFTADIR.

İbni Ebi Hatem, Tefsir”inde İbni Abbas”dan rivayet etti ki: DÜNYA, AHİRET HAFTALARINDAN BİR HAFTA OLUP, YEDİ BİN SENEDİR VE BUNUN ALTI BİNİ GEÇMİŞTİR.

İbni Abbas”dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır. O DEDİ Kİ: DÜNYA YEDİ GÜNDÜR. HER BİR GÜN BİN YIL GİBİDİR. VE RESULULLAH (SAV) DE ONUN SONUNDA GÖNDERİLDİ.

Ashabı Kiramın gördüğü bir rüya Tabarani Kebir”inde diyor ki, Ahmed b. Nadr el-Askeri ve Cafer b. Muhammed-ül Feryabi nakletmişler ki; (Ravi silsilesi ile) Dakkak b. Zeyd-i Cüheni”den rivayet ettiler. O dedi ki: Ben gördüğüm bir rüya”yı Resullullah (sav)”e anlattım. Bu rüyada Peygamber (sav) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi. O BUYURDU Kİ: YEDİ BASAMAKLI GÖRDÜĞÜN MİNBER ŞU DÜNYANIN ÖMRÜ OLAN YEDİ BİN SENEDİR, BEN DE ONUN SON BİNİNDE OLACAĞIM.

İbni Abd-il Hamid, Tefsir”inde diyor ki; Muhammed b. Fadl, Hammad b. Zeyd”den, O da Yahya b. Atik”den, O da Muhammed b. Sirin”den, O da Müslüman olmuş kitap ehli birisinden rivayet ettiler ki:ALLAH, GÖKLERİ VE YERLERİ ALTI GÜNDE YARATMIŞTIR. RABBİMİN YANINDA BİR GÜN, SİZİN DÜNYA HAYATINDA SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR. VE DÜNYANIN ECELİ ALTI GÜNDÜR, YEDİNCİ GÜNDE KIYAMET KOPACAKTIR. ALTI GÜN GİTMİŞTİR VE SİZ YEDİNCİ GÜNDESİNİZ.

Resulullah (sav), dünyanın ömrünün 7 bin yıl olduğunu bunun 5600 yılının geçtiğini bildirmiştir

Peygamber (sav) zamanında, Adem (as)”dan beri 5600 yıl geçmiş olduğuAhmed İbni Hanbel İlel”inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed”den O da Vehb”den rivayet etti:

DÜNYADAN BEŞ BİN ALTI YÜZ YIL GEÇMİŞTİR. (Ahir Zaman mehdisinin alametleri, Celaleddin Suyuti”nin tasnifinden Hadisler, Ali bin Hüsameddin El-Muttaki, sf. 88,89)

Burada önemli olan, Peygamberimiz (sav)”in söz konusu bu takvimin başlangıcı üzerinden Dünyanın ömrünün bu takvime göre 7000 yıl olduğunu ümmetine bildirmesi ve kendisine kadar da bu başlangıçtan itibaren 5600 yıl geçtiğini net bir şekilde bildirmiş olmasıdır.

7000-5600 = 1400

Peygamberimiz (sav) söz konusu hadis-i şeriflerinde özel bir takvime göre bir zaman bilgisi vermektedir. Nasıl ki, Hz. İsa (as)”ın doğum günü, Peygamberimiz (sav)”in Mekke”den Medine”ye hicreti bir takvim başlangıcı olarak alınarak Hicri ve Miladi takvimler oluşmuş ise, aynı bu şekilde Peygamberimiz (sav)”in de, o dönemde kullanılmakta olan belli bir takvime göre böyle bir hesaplama yapmış olması muhtemeldir. Şu an 2010 yılında olduğumuzu söylerken nasıl dünyanın yaşının 2010 yıl olduğunu kastetmiyorsak Peygamberimiz (sav) de, hadis-i şeriflerinde ümmetine dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunu, kendisine kadar da bu ömürden 5600 yıl geçtiği bilgisini verirken dünyanın başlangıcından itibarenki yaşını kastetmemektedir. Bu tarih; belki Hz. Nuh (as) ya da Hz. İbrahim (as)”ın doğumu, Hz. İbrahim (as)”a peygamberlik görevinin verilmesi veya Hz. İbrahim (as)”ın bir yerden bir yere hicreti ya da Hz. Nuh (as)”ın gemiye binip tufanın başlaması ya da tufanın son bulması ya da başka peygamberlerin hayatlarında gerçekleşmiş benzeri başka birçok önemli olayın başlangıç ve bitiş tarihlerine göre belirlenmiş bir takvim üzerinden hesaplanmış olabilir.

Demek ki Peygamberimiz (sav)”in döneminde, Dünya”nın ömründen sadece 7000 yıllık dönemi kapsayan bir takvim kullanılıyordu. Peygamberimiz (sav) de bu takvimi esas alarak; kendi döneminden, İslam ümmetinin sonuna kadar olan döneme ait bazı bilgiler verdi.

Peygamberimiz (sav)”den rivayet edilen hadise dayalı olarak Suyuti Hazretleri”nin yaptığı açıklamada ümmetin ömrünün Hicri 1500″leri geçmeyeceği belirtilmektedir:

“BENİM ÜMMETİMİN ÖMRÜ 1500 SENEYİ PEK GEÇMEYECEK.” (Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi, Suyuti. 2/248, tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi. (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, Kitâbu”l-İlel, sh. 89.)

Büyük ehl-i sünnet alimi  Berzenci Hazretleri  ümmetin ömrünün Hicri 1500″ü geçmeyeceğini ifade eder:

“BU ÜMMETİN ÖMRÜ BİN SENEYİ GEÇECEK, FAKAT BİN BEŞ YÜZ SENEYİ AŞMAYACAKTIR…”(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed b. Resul el-Hüseyni el-Berzenci, Pamuk Yayıncılık, İstanbul, 2002, s. 299)


De ki: “Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.”
(Cum”a Suresi, 8)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir